Türkiye-Pakistan-S.Arabistan: Anlaşma Taslağında O Çok Kritik Madde Var
Summary
Yazar, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında hazırlanan yeni ve bağımsız bir üçlü savunma ittifakının detaylarını açıklamaktadır. Makaleye göre taslağı büyük ölçüde tamamlanan bu anlaşma, taraflar arasında "karşılıklı savunma maddesini de" (mutual defence clause) içermektedir. İttifakın temel amacı; bölgede İsrail, Yunanistan ve Rum Kesimi gibi aktörlerin kurduğu diğer koalisyonlara karşı dengeleyici bir güç oluşturmaktır. Ayrıca yazıda, Trump’ın "Barış Kurulu" üzerinden kurmaya çalıştığı yeni bölgesel mimari ve İsrail’in bölgede artan izolasyonu bu stratejik yakınlaşmanın ana nedenleri olarak sunulmaktadır.
Buraya makalenin can alıcı bölümünü olduğu gibi koymanın faydalı olacağını düşünüyoruz.
“Peki, işin aslı nedir? Edindiğim bilgiler şöyle: Bir. Türkiye, Pakistan-S. Arabistan anlaşmasına mı katılıyor? Hayır. Bu anlaşma farklı, ayrı bir üçlü anlaşma olacak. İki. Anlaşma ne zaman imzalanacak? Taslak büyük ölçüde şekillendi. Son rötuşlar yapılıyor. Üç. Anlaşmada herkesin merak ettiği o madde var mı? Evet… “Mutual defence clause” var. Yani… “Karşılıklı savunma maddesi.” Dört. İttifak fikri kimden çıktı? İstişareyle, birlikte karar alındı. Beş. İttifakın hedefi ne, İsrail mi İran mı? Bu işbirliği kimseyi hedef almıyor. Altı. Neden gereksinim duyuldu? Çünkü… “Bölgede başka ittifak arayışları da var (İsrail, Yunanistan, Rum Kesimi gibi). Bu yüzden Türkiye’nin de bu tip fikirler içinde olması normal…Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha geniş bir platformdan yana olduğunu duyurmuştu. Muhtemelen farklı ülkelerin de katılımı tartışılıyor. Ancak yeni katılımlar, üç ülke anlaşmaya imza attıktan sonra da gerçekleşebilir.”
Our Assessment
Bölgesel dinamiklerde Suudi Arabistan-Türkiye yakınlaşmasının İsrail-BAE ittifakının faaliyetlerinden endişe duyan Suudi Arabistan’ın girişimleri ile yapıldığının hükümete yakın Yeni Şafak gazetesinde dile getirilmesinin önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Benzer şekilde, daha önce bu konuyla ilgili yapılan değerlendirme ve haberlerde yer almayan, sürecin Doğu Akdeniz vizyonunun da olduğu ve genişleyebileceği iddiaları önemli. Bununla beraber politik işlevle de (gündem oluşturma, destek toplama) yazılmış olma ihtimali de göz önünde bulundurularak farklı verilerle desteklenmesi gerektiğini, belirleyici bir değerlendirme için erken olduğunu değerlendiriyoruz.